Kafkas Diasporası

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama






CENAZE TÖRENLERİMİZ VE GÖZLENEN BAZI YANLIŞLIKLAR

MÜKREMİN ÖNER

15 Temmuz 2010, 17:35

MÜKREMİN ÖNER

  Her toplumda olduğu gibi Çerkesler de ölülerine son görevlerini yaparlarken fevkalade itinalı hareket ederler. Xabze toplumu olan Çerkeslerde, yaşam kuralları nasıl düzenlenmişse ölüm ve ölüye uygulanacak kurallar da ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Tabii olarak bu kurallar ilk zamanlardaki gibi kalmamış sosyal, teknolojik, ekonomik ve kültürel gelişmelere paralel olarak değişim göstermiştir.
Biz burada, günümüzde kabul gören ve geçmişimizle de olabildiğince irtibatlı olarak yaşanan Cenaze Törenlerimizden bahisle, tören esnasında gözlediğimiz, hoş olmayan bazı davranış ve görüntülerin tespitini yapmaya çalışacağız.
Çerkes toplumunda insan; sağlığında, hasta ve yaşlılığında olduğu gibi ölümünde de değerlidir. Fakat bu değer; ölenin kişiliği, hayatta iken yaptığı olumlu ya da olumsuz işleri, sosyal hayattaki yeri ve ölüm şekline göre farklılıklar gösterir. Bütün bunlar bir yana, ölüye asgariden gösterilmesi gereken saygı ve hizmet hiçbir zaman esirgenmez Çerkeslerde. Yunus Emre’nin:
“Bir garip ölmüş diyeler,
Üç günden sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar, 
Şöyle garip bencileyin!” mısralarındaki gibi garip bırakılmaz hiçbir cenaze. Âşık Yunus’un bu deyişinin esasen, burada kullandığım manadan oldukça farklı bir anlam içerdiğini ayrıca belirtmek isterim. 
Çerkes toplumunda Xabzeye göre, ölenin yakınları aşırıya kaçan taşkınlıklar göstermez. Elbette ölünün yakınları üzüntülerini ister istemez dışa vuracaklardır; ancak bu dışa vurmada ölçüyü kaçırmamaya özen gösterilir. Özellikle; dövüne dövüne, üstünü başını yırtarcasına feryad-ı figan etmek Çerkes toplumunda asla hoş karşılanmaz. Ölüye elbette ağlanır; fakat ağlamanın da bir edebi, bir usulü olmalıdır. 
Bu girişten sonra konuyu üç ana başlıkta mütalaa etmeye çalışacağım:

I-  Ölümün Hemen Akabinde Yapılması Gereken İşler
1-   Ölüm vuku bulunca ölü evi yapılacak işlere karıştırılmaz. Çünkü cenaze sahipleri son derece üzüntülüdür ve onlara her hangi bir iş bırakılmadan gereken her şey konu-komşu, dost-ahbap ve uzak akrabalar tarafından yapılır. Bu amaçla hemen üç-beş kişilik bir Wunafe Heyeti oluşturulur.
2- Bu heyet ölüm olayının bildirilmesi gereken köyleri ve şahısları tespit eder. Bu tespitlerin yapılmasında gerekiyorsa cenaze sahiplerinden de yardım alabilirler. Haber verilmesi gereken kimsenin unutulmamasına özen gösterilir. Wunafe Heyeti cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, mezarının hazırlanması, tabut vb. şeylerin temini ile ilgili görevlendirmeleri yapar. Ölen kişi kadın ise ona göre de gereken görevlendirmeleri yapar. Dışarıdan gelecek olan heyetlerin dinlendirileceği, misafir edileceği ev sahiplerini belirler ve onlara da durumu bildirirler.
3- Ölüm haberinin ilgililere nasıl ve kimler tarafından bildirileceği belirlenir. Şehirlerde Kafkas Kültür Dernekleri’ne haber verilmek suretiyle cep telefonlarına mesaj gönderilmesi sağlanabilir. Bu konuda aynı şehirde bulunan dernekler arasında bir koordinasyonun sağlanmasında yarar olduğunu düşünüyorum.
4- Haberlerin ilgililere ulaştırılıp ulaştırılmadığı Wunafe Heyeti tarafından soruşturulur. Heyet, cenaze işlerinin seyrini takip eder, aksaklıklara meydan verilmemesine özen gösterir.
5- Köylerden, ölüm haberi verilen kişi o köyden cenazeye gitmesi gerekenlere haber verir. Köyden cenazeye gidecek olanların oluşturduğu heyet kendi aralarından bir Thamade belirler. Bu heyette ölü evinde dua ettirebilecek bir kişi bulundurulur. Bu kişi genellikle Köy İmamı olmaktadır. Şayet böyle bir kişi aralarında yok ise ölü evine gidildiğinde oradakilerden dua için yardım istenebilir.

II- Cenaze Töreni Uygulamaları

            1- Köylerden ve başka yerlerden heyetler halinde ölü evine gelinir. Her grup ölü evinin avlusuna ayrı ayrı girerek heyetin Thamadesi grubun ortasında (İmam da Thamadenin yanında olmak üzere) kalacak şekilde cenaze sahiplerinin karşısında sıra halinde dizilirler. İmamın: “Amin!” demesiyle orada hazır bulunanlar ellerini dua için açarlar; imam sesli veya sessiz bir şekilde dua ettikten sonra: “El-Fatiha” der.  Hazır bulunanlar da önce Salavat-ı Şerife getirirler ve akabinde de ölünün ruhuna Fatiha Suresi’ni okurlar. 
 Burada bir ayrıntıyı belirtmek gerekir: Dua esnasında cenazenin (ölünün) yakınları ellerini kaldırmadan dua ederler. Bu ayrıntı cenazeye gelenlerin ölünün yakınlarının kimler olduğunu bilmesini sağlar. 
2- Duadan sonra heyetin Thamadesi üç (kısa) adım öne çıkarak cenaze sahiplerine: “Tham dunem yehijam rahmet Lhapber kırit. Tham yıwuvapber daxhe yicş. Tham fşimğağupşeke,” (Dünyasını değiştiren merhuma Allah en değerli rahmetini lütfetsin, son durağını güzel -Cennet- eylesin, Allah ölünüzü dua ve sadakalarınızda unutturmasın,) demek suretiyle baş sağlığı diler. Ortam uygun ise başı hafifçe eğik olarak cenaze sahiplerinin bulunduğu tarafa yönelir, diğerleri de hafifçe başları eğik olarak usulüne göre sırayla geriye çekilirler. Grup Thamadesine, karşı tarafın Thamadesinin yanında bir yer açılır. Üç-beş dakika orada oturduktan sonra kendi grubunun yanına döner. Şayet ortam buna müsait değil ise yine başı hafifçe eğik olarak gerisin geriye gelerek kendi grubuna katılır ve kendisi önde olmak üzere sırayla avlunun geri kısmına çekilirler. Mevsim şartlarına göre yaşlılar ve Thamade heyeti ölü evinin Haçeşinde (Misafir odasında) iseler, gelen heyetin Thamadesi, yanında bir-iki kişi ile eve girerek onlara da baş sağlığı diler. Gerekliliğine göre ölü evinin soydan yaşlısı bir bayana da baş sağlığı dilenir.
 3- Dışarıdan gelenler gerekli durumlarda kendilerinin dinlenmeleri için belirlenen evlere davet edilirler ve orada dinlendirilirler.
 4- Şehirlerde cenaze cami avlusuna getirilir. Ölünün yakınları tabutun güney tarafında yerlerini alırlar. Baş sağlığı dilemek isteyenler bir Thamade öncülüğünde gruplar halinde gelerek tabutun kuzey tarafında sıraya dizilirler ve duadan sonra yukarıda belirtildiği gibi, Thamade grup adına baş sağlığı dileğinde bulunur. Thamade, heyeti temsil ettiğinden heyette bulunanların ayrı ayrı baş sağlığı dilemelerine lüzum yoktur.
             5- Cenazenin kaldırılması genellikle öğle veya ikindi namazı sonrasına rastlatılır. Böylece, namaz vakti dolayısıyla cenaze namazına katılımın arttırılması sağlanır. Vakit namazının hemen akabinde cenazenin namazının kılınmasını müteakip tabut omuzlara alınarak; köylerde mezara, şehirlerde ise cenaze aracına kadar omuzlarda taşınır. Cenazeyi kural olarak ölü sahiplerinin taşıması gerekir. Ancak mezarın uzaklığı göz önüne alınarak cenazenin taşınmasına diğerleri de yardım ederler. Cenaze yere bırakılana kadar oturulması, yere bırakılınca da ilgililerin dışında kalanların mazeretsiz olarak ayakta durması mekruhtur. 
              6- Cenaze mezara getirildikten sonra ölü hazırlanan kabre indirilir. Kabre indirme ve yerleştirme işi İslam Dinine göre ölünün en yakını olan iki kişi (istemeleri halinde oğulları ve kardeşleri) tarafından yapılır. Bunlar, ölüyü kabre koyarken okunması tavsiye edilen duaları okurlar. Mezarın toprakla kapatılması işine ise ölü sahiplerinin karışmaması ölüye saygı bakımından uygun görülebilir.
              7- Defin işinin tamamlanmasından sonra şehirlerde mezarlığın uygun yerinde bütün cemaat hep birlikte veya ölü evine dönüldükten sonra avluda bir Hoca Efendinin önderliğinde son bir kez daha dua edilir. Burada Thamade üç adım öne çıkarak ölen ve geride kalanları için Xabzeye uygun bir baş sağlığı diler. Toplumun görevi böylece burada tamamlanmış olur.
            8- Wabze kurallarına göre rastgele yerde baş sağlığı verilmez. Ölünün yakınları üç gün süreyle avluda veya misafir odasında (haçeşte) baş sağlığına gelenleri kabul ederler. Avludaki kabullerde yukarıda bahsedildiği üzere dua edilir. Haçeşteki kabullerde ise selamlaşmadan sonra oturulur; (ortam uygun ise Kur’an tilavetinin akabinde yapılan duadan) kısa bir müddet sonra Grubun Thamadesi tarafından baş sağlığı dilenir.
            9- Cenaze evinin gerek misafir odasında gerekse avlusunda matem havasına uygun olmayan konuşmalar, şakalaşmalar yapılmaz. Ölü ile ilgili güzel anılar ve dini, ahlaki konulardan bahsedilir.
            10- Ölü evine, konu-komşu, dost-ahbap ve arkadaşları tarafından en az üç gün boyunca üç öğün yemek gönderilmesi gereklidir.
            11- Konu-komşu, dost ve ahbaplar yaklaşık olarak bir hafta boyunca cenaze sahiplerini yalnız bırakmazlar. Onların üzüntülerinin altında ezilmemesi için acılarını paylaşmaya çalışırlar. Ne demiş atalarımız: “Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır; acılar paylaşıldıkça azalır.”

III- Cenaze Törenleri Esnasında Karşılaşılan Xabzeye Aykırı Görüntüler

Genel olarak Xabzenin farkında olanlar cenaze töreni esnasında yukarıda belirtilen kurallar çerçevesinde hareket ederler. Ancak ne yazık ki:
1- Bazı kişiler cenazeye gelirler, camiye girmekten imtina ederler, hatta cenaze namazına dahi iştirak etmezler. Bir kişi camiye girmeyecekse, cenaze namazına katılmayacaksa cami avlusuna niye gelir ki? Doğrudan mezara gitsin veya ölü evine gitsin orada baş sağlığı dilesin. Bu kişiler, günün birinde kendilerinin de Cami avlusuna getirilip Cami cemaati tarafından cenaze namazlarının kılınması için musalla taşının üstüne konulacağını hiç düşünmezler mi? 
2- Mezarda defin esnasında görevli hocalar Yasin-i Şerif’i okurlarken yine bazı kişiler ikili- üçlü gruplar halinde kendi aralarında Hoca Efendinin sesini bastırırcasına yüksek sesle konuşarak oradaki duygusal havayı bozarlar. Bre adam sen cenazeye mi geldin, sohbete mi geldin? Bunu yapanlar ise ne yazık ki topluma önderlik etmiş veya etmekte olan (Dernek Başkanlığı, Muhtarlık vb.) kendilerini elit tabakadan(!) sayan zatlardır genellikle. Bunlara, bu yaptıklarının hoş olmadığı bir türlü bildirilmeli ise de; “Aman, boş ver…” diye görmezden gelinmektedir. Fakat ben bunların uyarılması gerektiğini düşünüyorum.
Burada; 1. ve 2. maddelerdeki durumlara çok uygun bir Çerkes Atasözünü zikretmek istiyorum. Şöyle demiş atalarımız: “Vızxeham zomğakufım vi vınem gkuej” (İçerisine girdiğin ortama uyum sağlayamıyorsan evine git). Bu zatlara bu güzel atasözünü hatırlatmak  gerekir.
3- Mezardan dönülüp ölü evine gelindiğinde avluda Kur’an okunması Xabzede olmadığı gibi dini bakımdan da pek hoş olmasa gerek. 
4- Yine, eve dönüldüğünde apar topar uygunsuz ortamlarda yemek (kıymalı) verilmesi de Xabzede olmayan bir husustur. Hele hele şehirde buna hiç de gerek yoktur. Böylesi acı bir günde ölü evinde yemek verilmesi gerekenler, ölü sahiplerinin kendileri iken onları yemek telaşına düşürmenin anlamı yoktur. Fakat ölü sahiplerinin gönlünü almak, onların acılarını paylaşmak maksadıyla komşuları tarafından kendilerine sorulmadan bir hazırlık yapılmış ise onu da hoş görüyle karşılamak gerekir diye düşünüyorum. Ancak köylerde ve şehirlerde uzaktan gelenlere köylülerin (ve şehirde durumu müsait olanların) bir zaruret de var ise ölü evinde değil de kendi evlerinde yemek vermelerinde bir beis olmasa gerek. 
5- Şehirlerde,   cami avlusunda baş sağlığı dilerken görülen el sıkışma ve kucaklaşmalar da Xabzeye ve matem havasına uymamaktadır. Baş sağlığı dileyecek olan bir tek kişi dahi olsa cenazenin başında bulunanlara hitaben yapacağı başsağlığı temennisi oradakilerin tamamına yapılmış sayılacağından teker teker ellerini tutmanın hiçbir gereği yoktur. İllâ da bireysel olarak baş sağlığı verilmek isteniyor ise uygun zaman ve zeminde ölü sahibinin yanına yaklaşılarak sağ el ölü sahibinin sol omzuna konulmak veya sol kolunun yukarı kısmından tutulmak suretiyle baş sağlığı verilebilir. 
             Doğum, düğün ve ölüm hadiseleri hayatın olmazsa olmazlarıdır. Dolayısıyla; “Bugün bana ise yarın da sana” olacak olaylardır. O halde bu hadiseleri güzel Xabzemize uygun bir şekilde karşılamak ve yaşamak için gereken azami gayreti herkesin göstermesi gerekir. Allah’a (C.C.) şükürler olsun ki hâlâ Xabzemizin değerini bilen ve uygulamaya çalışanlarımız toplumumuzda çoğunluktadır. Bilmeyenlere de öğretildiği takdirde, onların da bu güzellikleri benimseyeceğine ve yaşayacaklarına inanıyorum.
Eksik ve hatalarımızla ilgili görüş ve eleştirilerinizi paylaşmanız dileğiyle. 

Bu haber 336 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

HER HANGİ BİR KAFKAS DERNEĞİNE ÜYEMİSİNİZ?



Tüm Anketler

REFERANDUMDA NEYE EVET VEYA HAYIR DİYECE09 Eylül 2010

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Tüm Hakları www.KafkasDiasporasi.com'a aittir. Kaynak Belirtmek koşuluyla alıntı yapılabilir. Sitemizin hiçbir dernek ve vakıfla ilişkisi yoktur.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi