Kafkasya’ya İslamın Gelişi

İSLAMİYET KUZEY KAFKASYA’YA HZ. ÖMER DÖNEMİ FETİHLERİ SIRASINDA, İRAN’IN FETHİNDEN SONRA DAĞISTAN BÖLGESİNDEN GİRMİŞTİR. HİCRİ 7. ASIRDA KUZEY KAFKASYA’YA GİREN İSLAM ORDULARI HAZARLARLA UZUN SÜREN SAVAŞLAR YAPMAK ZORUNDA KALMIŞLARDIR. BU DÖNEM İÇİNDE DAĞISTAN VE ÇEÇENİSTAN BÖLGELERİ VE ORTA KAFKASLAR’IN BİR KISMI İSLAMİYET’İ KABUL ETMEYE BAŞLAMIŞLARDIR.

Sonraki yıllarda toplu olarak müslümanlaşma hız kazanmıştır. Hanefi ve Şafii mezhebi yaygındır. Ayrıca Müridizm hareketi olarak bilinen Nakşibendilik halk tabakalarının İslamlaşmasında ve Ruslara karşı yapılan savaşlarda büyük roller üstlenmiştir.

İslamiyet Kuzeybatı Kafkasya (Çerkes-ya)’ya doğuya göre biraz daha geç tarihlerde girebilmiştir. Bu bölgede 13.yüzyıllarda başlayan İslamlaşma Osmanlı ve Kırımlıların çalışmaları ile ancak 18.yüzyılda tamamlanabilmiştir. Kuzeybatı Kafkasya’nın İslamlaşmasında en önemli görevlerden birisini de İmam Şamil’in naibi Muhammed Emin yerine getirmiştir.

İslamiyet’in dünyanın en çok etnik unsurunun bir arada yaşadığı Kuzey Kafkasya’da yerleşmesi bazı önemli sonuçları doğurmuştur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Halk Hıristiyanlık’la karışmış çok tanrılı eski dinlerinden ayrılıp fıtrat dini olan İslam’la şereflenmiştir.
2- Kuzey Kafkas halklarının etnik mozayiği, İslam kardeşliği çatısı altında pekişmiştir.
3- İslamiyet’in bölgeye girmesiyle İslam coğrafyası son derece jeopolitik ve stratejik önemi olan bir ülke kazanmıştır.
4- Yüzyıllar boyunca Ruslar’a karşı verdikleri bağımsızlık savaşlarına İslamiyet güç kazandırmış, dirençlerini artırmış ve sıcak denizlere inme politikasını uygulamada Rusları yorgun düşürmüş, böylece İslam dünyasının Kuzey cephesinden parçalanıp dağılmasına engel olmuşlardır.
  İslam dininin en önemli 4 dinamiği vardır.
1-Tevhid inancı
2-Ahlak anlayışı
3-İbadet
4-sosyal adalet.
Bu 4 dinamiği Adiğe toplumu için bir değerlendirmede bulunacak olursak;
 Eski Adıge inançlarından en önemlisi hiç şüphesiz bütün dinlerde görülen Yüce Tanrı inancıdır. Adıgeler Tanrı’ya “Tha” ismini verirler. O kainatın yaratıcısıdır, bütün mukadderat elindedir, kullarına acıyan, bağışlayan, merhamet eden, sağlık veren ve aynı zamanda cezalandırandır. Tha’ya yüklenen bu sıfatlar, tevhid inancının izlerini taşır.İslamiyetin kabulünden sonrada,adiğeler “Tha”anlayışını islamiyetin tevhid(tekleme)inancıyla bütünleştirerek bu anlayışı olması gereken yerine oturtmuşlardır.Bugünde Aadiğabzede kullanım şekliyle”Tha”kelimesiyle kast edilen islamın ortaya koyduğu “Allah” inancıdır.
      Adıgeler üstün ahlaka önem verirler. Adıgeliği insanlıkla bir tutarlardı.Aslında islamında insana sunduğu davranış biçimlerinde “fıtrata”(yani yaratılış biçimi) göre hareket etme” ölçüsü olduğu için  adiğelerin ahlaka yükledikleri bu muhteşem örfi anlam tamda olması gereken yerdeydi.Birisi yanlış ve hatalı bir iş yaptığında “Vı Adıgeba?” (Adıge değil misin?) derlerdi. Ahlaki umdeler ferdi ve sosyal hayatın tamamını düzenleyen şifahi kanunlar bütünü Khabze’nin içinde yer alırdı. Bunlar aynı zamanda sosyal adaletide sağlardı.Khabze kutsal sayılır ve ona uymayanlar cezalandırılırdı Khabzelerin kaynağı islamiyete kadar örf ve adetler iken islamiyetle birlikte Adiğeler bunu kimi zaman yeniden dizayn ederken kimi zamanda islamiyetin ahlak anlayışındanda faydalanarak yeni bir bakış açısı getirdiler.
 Khabzelerimiz bugün islami anlayışından uzak görünüyorsa bilelimki islamiyetin kabulünden sonra ki asırlarda yaşayan günümüz adiğeleride dahil bu Khabzelerimize olması gereken değeri vermeyip kültür erezyonuna uğrattığımız içindir.Biz Adiğeler Khabzelerimize o kadar değer verirdikki Khabzelerimize uygun olmayan bir fiil işlendiğinde tıpkı İslamiyetteki “şura”sistemindeki gibi Thamadeler kurultayı toplanır ve yanlışı yapan kişi   cezalandırılırdı.Bu sistem toplum kültürünün ayakta kalmasını sağlayan müthiş bir toplumsal otokontrol sistemiydi.Bu gün şehirleşmenin toplumlara  getirdiği olumsuzlukları adiğelerde iliklerine kadar hissetmiş ne yazıkki toplumumuzun bu temel dinamiği olan Khabzelerimizi unutmaya beraberinde yine toplumları gerçek kimlikleriyle tanıma aracı olan “dil”de erozyana uğrayınca  dünya coğrafyasında dağınık yaşamakta olan Adiğe toplumuda yok olmakla karşı karşıya kalmışır.Ben bütün benliğimle inanıyorumki bu toplumun yeniden dirilişini istiyorsak yapılanma, mutlakaki bu yitiklerimizi tekrar toplumumuzun temel dinamiği haliine getirmekle mümkün olacaktır.
       Adiğeler islamiyetin kabulüyle birlikte ibadet anlayışlarını tamamen realize etmekle birlikte daha sonraki devirlerde özellikle sürgünden sonraki durumun getirdiği baskılarla kafkasyada inançlarında ve  kimi ibadet anlayışlarında bir kayba uğramışlardır.Belki son zamandaki teknolojik gelişmeler ve kafkasyaya geri dönüşün kısmi etkileriyle  olumlu bir takım gelişmelerede bu anlamda şahit olmaktayız.
        Rabbim bizlere bir kaynaşma unsuru olarak bahşettiği ulusal kimliğimize inançlarımız doğrultusunda sahip çıkmayı ve gelecek nesillere aktarabilme gücünü ve parçalanmış düşünce yapılarımızı tek bir hedefte toplayabilmeyi nasip etsin. Amin