Bu İçeriği Paylaş
06 Nisan 2007 Cuma

BiDAT 'IN TANIMI (BiD'AT NEDiR?) / SERDAR ENES

Bidat ler, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-in sünnetlerini ortadan kaldırır, değiştirir ve daha önemlisi sünnet ile amel edenleri ve ehli sünneti, bidatçılara karşı çirkin gösterir


 
Haftalardır üstüne basa basa değindiğimiz ve sevdiklerimizi uyarmaya ve bilgilendirmeye çalıştığımız bir kavramın pek çoğumuz tarafından anlaşılamadığı bilgileri tarafımıza ulaşmaktadır. Çevremizdeki arkadaşlarımızdan, akrabalarımızdan ve özellikle uzunyayla sitesinin takipçilerinden gelen (Bid'at Nedir) sorusuna bir yanıt olması umudu ile aşagıdaki alıntıyı sizlere sunmak istiyorum. Bid'at meselesinin daha net anlaşılması ve dinimizde oluşturduğu tahrifat ve saptırmasının idrakine daha net bir şekilde varılması umudu ile.
 
Saygılar,
Serdar ENES 

BID'AT IN TANIMI;
Bid’at kelimesi, sözlük olarak Arapça’da “Bede’a” kelimesinden gelmektedir.
Anlamı: Daha önce benzeri olmayan bir şeyi vücûda, itikade, amele getirmek, yaratmak demektir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“(Allah) gökleri ve yeri, daha önce benzeri olmayan (benzersiz) bir şekilde yaratandır.”[Bakara 117]
 “(Ey Muhammed!) De ki: Ben, (elçilikle görevlendirilerek kullara gönderilmiş) peygamberlerin ilki değilim.(Bilakis benden önce birçok peygamber gelmiştir.)” [Ahkaf 9]

“Falanca bid’at çıkardı” denildiğinde, o kimse daha önce olmayan yeni bir yol, iş, amel ortaya çıkardı, demektir.
 
BİD’AT ÇIKARMAK İKİ KISIMDIR:

HELAL OLANI; Yeni buluşlar ortaya çıkarmak gibi, günlük hayatta  yeni şeyler ortaya çıkarmak ki bu, dînimizce mübahtır. Çünkü günlük hayatta helal olan yeni şeyler ortaya çıkarmakta asıl olan, mübah oluştur.
 
HARAM OLANI; Dînde yeni şeyler ortaya çıkarmak ise, haramdır. Çünkü dînde asıl olan, Kur’an ve sünnetle sâbit olması, Peygamberin ölümü ile vahyin ve sünnetin kesilmiş ve dinin tastamam edilmiş olmasıdır.

Nitekim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Her kim, bu işimizde (dînimizde) olmayan bir şeyi bu dine sokarsa(eklerse), o eklediği(soktuğu) şey kendisine iâde olunur.”    Buhârî ve Müslim
Başka bir rivâyette şöyle buyurmaktadır:
“Her kim, bu işimizden (dînimizden) olmayan bir şey yaparsa, o yaptığı şey kendisine iâde olunur.”    Müslim

BİD’AT-in ÇEŞİTLERİ:

Dînde bid’at, iki türlüdür:
Birincisi:Cehmiyye, Mu’tezile, Rafizîler ve diğer fırkaların söyledikleri sözler ve inandıkları inançlar gibi, sözlü ve itikâdî olan bid’attır.

İkincisi: Allah’a, meşrû olmayan bir şekilde  ibâdet etmek gibi, ibâdetlerde yapılan bid’attır ki, bu bid’at dört kısma ayrılır:
1. İbâdetin aslında yapılan bid’at:, Bu dînde aslı olmayan bir ibâdeti ihdâs etmek yani ortaya çıkarmaktır.
Mesela dînen meşrû olmayan bir namazı, orucu, tavafı veya doğum gününü, anne, babalar günü, vs.. gibi bayramları ihdâs etmek gibi.

2. Dînen meşrû olan ibâdetin özünde bir fazlalık yapmaktır.
Mesela öğle veya ikindi namazının farzına bir rekât eklemek sûretiyle onu beş rekat kılmak gibi; veya sünnet namazlarının belirli olan sayısına sürekli yapmak sureti ile ekleme yapmak.

3. İbâdeti dînen meşrû kılınmayan bir şekilde edâ etmektir.
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetinden çıkacak şekilde ibâdetlerde aşırıya gitmek bu kabildendir.
Mesela dînen meşrû olan duâ ve zikirleri gruplar halinde, halkalar halinde, değişik namelerle yapmak,Rasulullah'ın kırdırmış oldugu, yasakladıgı, üflemeli , telli, ve kısmen vurmalı Enstrumanlar katarak ilahileştirmek, vss...
 
4. Dînen yapılması helal olan bir ibâdeti, dînen helal olmayan bir vakitle sınırlı tutmaktır.

Mesela Şaban ayının 15. gecesine özel ibâdet etmek ve gündüzünü de oruç tutmakla sınırlı tutmak gibi. Çünkü oruç tutmak ve geceyi ibâdetle geçirmek, dînen meşrû iken bu ibâdetleri belirli bir güne özel yapmanın veya vakitle sınırlı tutmanın sahih bir dîni delîle dayanması gerekir.

DÎNDE YAPILAN BÜTÜN BİD’ATLARIN HÜKMÜ:

Dînde yapılan her türlü bid’at, haramdır, dalâlettir.
Nitekim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır:
 “(Dîne sonradan sokulan) yeniliklerden sakının.Zirâ (dîne sonra-dan sokulan) her yenilik, bid’attır. Her bid’at ise  dalâlettir.”  Hadîsi, Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivâyet etmiş, Tirmizî “hadîs, hasen sahîh” demiştir.

Başka bir hadiste şöyle buyurmaktadır:
 “Her kim, bu işimizde (dînimizde) olmayan bir şeyi ona ihdâs ederse, o ihdâs ettiği şey kendisine iâde olunur.”    Buhârî ve Müslim

Yine başka bir rivâyette şöyle buyurmaktadır:
“Her kim, bu işimizden (dînimizden) olmayan bir şey yaparsa, o yaptığı şey kendisine iâde olunur.”  Müslim

Bu iki hadis, dînde yapılan her türlü yeniliğin bid’at olduğuna işaret etmektedir:Her bid’at ise sapıklıktır, sahibine iâde olunur.
Bunun anlamı: İbâdet ve itikâtta yapılan bid’atlar, haramdır. Ancak bid’atların haram oluşu, çeşitlerine göre farklıdır. Kabirlerde yatanlara yaklaşabilmek için kabirlerin çevresinde tavaf etmek, kabirlerde yatanlara kurbanlar kesmek ve adaklar adamak, onlara yalvarıp yakarmak ve onlardan yardım dilemek gibi kimi bid’atlar vardır ki açık şirk ve küfürdür. Cehmiyye’nin aşırıları ve Mu’tezile’nin söyledikleri şeyler de bu tür bid’atlerdendir.
Kabirlerin üzerine kubbe gibi şeyler binâ etmek, kabirlere yönelmek sûretiyle namaz kılmak,ölülere  yalvarıp yakarmak gibi kimi bid’atlar da insanı şirke götüren Bid'at lerdendir.

Hâricîlerin, Kaderiye ve Mürcie’nin dini delîllere aykırı olarak söyledikleri ve inandıkları bid’atlar gibi kimi bid’atlar da itikâdî sapkınlıktır.

Kendini sürekli ibâdete vermek, güneşin altında oruç tutmak ve şehveti kesmek amacıyla hadım (iğdiş) ettirmek gibi  kimi bid’atlar da Allah’a ve Rasûlüne isyan olan Ruhbani sapkınlıklardandır.
UYARI:
Bid’at-ı;  Hasene (güzel bid’at) ve Bid’at-ı Seyyie (çirkin bid’at) diye, bid’atları iki kısma ayıran kimse, yanılgı ve hataya düşmüş ve Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in;
Her bid’at, sapkınlıktır” emrine aykırı davranmıştır.
Çünkü Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bütün bid’atların sapıklık olduğuna hükmetmiştir.
Bid’atları iki kısma ayıran kimseler ise , her bid’at sapıklık değildir, bilakis güzel olan bid’atler de vardır, demekte ve dini değiştirmede veya dine eklemede bir sorun görmemektedir.

Hâfız İbn-i Receb, Nevevî Kırk Hadîs eserinde şöyle der: “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in:
“Her bid’at dalâlettir.” sözü, Cevâmi’ul-Kelim’dendir (yani alakalı herşeyi kapsamaktadır).  Hadisteki hiçbir şey Cevâmi’ul-Kelim ifâdesinden dışarı çıkmaz.
Bu hadîs, İslâm dîninin en büyük esaslarından birisidir. Bu hadîs, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in şu hadîsine benzer: 
  “Her kim, bu işimizden (dînimizden) olmayan bir şey yaparsa, o yaptığı şey kendisine iâde olunur.”  Müslim
Cevâmi’ul-Kelim: Birçok anlam ifâde eden özlü söz demektir ki Kur’an ve Sünnette bunun örneği sayılamayacak kadar pek çoktur.

“Her kim, bu işimizde (dînimizde) olmayan bir şeyi ona ihdâs ederse, o ihdâs ettiği şey kendisine iâde olunur.”  Buhârî ve Müslim

“Yeni şeyler ihdâs edip onu dîne mal eden herkes, ihdâs ettiği şeyin dînde bir delîli de yoksa, ihdâs ettiği şey kendisine döner.Bu hareketi dalalettir.İslam dîni de kendisinden uzaktır. Bütün bunlar ister itikâdî, ister amelî,isterse gizli ve açık sözlü meselelerde olsun,hepsi aynıdır.” “Câmi’ul-Ulûm vel-Hikem”.Sayfa: 223

Bid’at-ı Hasene diye bir bid’atın var olduğunu iddiâ edenlerin, Hz. Ömer’in-Allah ondan râzı olsun- terâvih namazı hakkında:

 “Bu bid'at ise,ne güzel bir bid’attır.”
sözünden başka bir gerekçeleri yoktur.
Son olarak diyebiliriz ki bid’atlar, küfre götüren ve Allah Teâlâ ve Rasûlü Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in meşrû kılmadığı fazla bir dîndir.
Bid’at, büyük günahtan daha şerlidir.Şeytan, bid’at işlenmesine, büyük günah işlenmesinden daha çok  sevinir. Çünkü günah işleyen, günah işlerken onun günah olduğunu bilir ve o günahı işledikten sonra Allah’a tevbe edebilir.
Bid’at işleyen kimse (bid’atçı), işlediği bid’atın dînin özünden olduğuna ve yaptığı şeyin kendisini Allah’a yaklaştırdığına inandığından dolayı o işten Allah’a tevbe etmez, etme gereği hissetmez.

Bid’atlar, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetlerini ortadan kaldırır, değiştirir ve daha önemlisi  sünnet ile amel edenleri ve ehli sünneti, bid’atçılara karşı çirkin gösterir.

Bid’atlar;  Mü-min'i Peygamber'in sünnetinden ve  Allah’tan uzaklaştırır, O’nun gazap ve azabını gerekli kılar, kalplerin haktan saparak bozulmasına sebep olur.
 
Derleyen
Şeyh. Abdullah Bn. Baz.(Rahmetli Saudii Arabistan Müftüsü)

 
Bu içerik 1682 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
Günün Diger Manşetleri
Kaffed : Sürgün ve Soykırımını Anmak İçin 25 Mayıs'ta Samsun'dayız Kaffed : Sürgün ve Soykırımını Anma.. Artık şarkılarımızı ve düşlerimizi geri isteriz. Rüzgar kanatlarımızı ve güzel y..
0 yorum GÜNDEM - 07.05.2013
Abhazya Kültür Günleri Düzenlendi Abhazya Kültür Günleri Düzenlendi.. Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Kartal Belediyesi’nin Abhazya Cumhuriyeti Sohum..
0 yorum GÜNDEM - 07.05.2013
"Çerkes Soykırımı" Ankara'da tartış.. ANKARA Çerkes Derneği'nin "Çerkes Soykırımı, Soçi 2014 ve Yükselen Çerkez Muhale..
0 yorum GÜNDEM - 06.05.2013
Üye Bilgi